Ana Sayfa
  Sorularınızı buraya yazabilirsiniz...
  Sorularınızın cevaplarını buradan görebilirsiniz...
  Anketler
  Information
  FORUM
  Armagedon Nedir?
  Cehennemden Korkmalımısınız?
  “Çocuğuma Ne Oldu Böyle?”
  Çocuklara İhtiyaç Duydukları İlgiyi Göstermek
  Depresyon Kişiyi Nasıl Etkiler?
  En Büyük İsim
  Eski Âdetler Günümüz Meksikasında Hâlâ Sürüyor
  Eski Elyazmaları Nasıl Tarihlendiriliyor?
  Evkaristiya Ayinin Ardındaki Gerçekler
  Gençler Tehlikede
  Hakiki Dini Nasıl Bulabilirsiniz?
  Hayata Saygı
  Hayırseverlik Bir Çözüm mü?
  Hıv Açısından Taranmış Kan Güvenli Midir?
  İblis Kimdir?
  İnsanın Kendi Dinini Seçmesi Yanlış mı?
  İnsanlar Mutlu Bir Gelecek Sağlayabilir Mi?
  İsa Aralık Ayında mı doğdu?
  İsa Mesih Kimdir?
  İsa’nın Mucizeleri - Yaşanmış Olaylar mı Yoksa Mit mi?
  İsa’nın Yeryüzündeki Son Günlerini Yeniden Yaşamak
  Kadına Yönelik Şiddet Küresel Bir Sorun
  Kana saygı
  Karşılaştığımız Haksızlıklar Hakkında Tanrı Ne Hissediyor?
  Kocanın Reis Olması Aslında Ne Anlama Gelir?
  Kur'an da başörtüsü kelimesi geçmiyor !
  Kürtaj Kolay Bir Çözüm Değil
  => Dogmamis bir cocugun gunlugu
  Mukaddes Kitap: Tanrı'dan Bir Hediye
  Mukaddes Kitap Geleceği Bildiriyor mu?
  Müzik Tanrı’dan Bir Armağan
  Neden Birçok İnsan Karamsar?
  Neden İsa Mesih’e İnanalım?
  Neden Varız?
  Ölünce Bize Ne Oluyor?
  Ölümden Sonra Yaşam Var Mı?
  Ruhçuluktan Neden Sakınmalısınız?
  Sahte Dinin Sonu Yakın!
  Saul Isa’nin Takipcilerine Neden Zulmetti?
  Savaş ve Acılar Bir Gün Sona Erecek mi?
  Son Günler Neyin Son Günleri?
  Suçlar Kontrolden Çıktı Mı?
  Şiddete Başvurmak Her Zaman Yanlış mı?
  Tanrı Hakkındaki Hakikat Nedir?
  Tanrı Bizimle Gerçekten İlgileniyor mu?
  Tanrı Ciddi Günahları Bağışlar mı?
  Tanrı İlgisiz ve Duyarsız Biri mi?
  Tanrı Kimdir?
  Tanrı Kendisini Tanımamızı İstiyor
  Tanrı sevgiyse, kötülüğe neden izin veriyor?
  Tanrı Sizden Ne Bekliyor?
  Tanrı’nın İsteklerini Nasıl Öğrenebilirsiniz?
  Tanrı’nın Krallığı Nedir?
  Tanrı'nın Yeryüzüyle İlgili Amacı Nedir?
  Tanrı’nın Nefret Ettiği Davranışlar
  Tanrı’ya Dua ile Yaklaşmak
  Tanrı'ya Yaklaşabilir misiniz?
  Tanrı’yı Memnun Eden Aile Hayatı
  Tanrı’yı Memnun Etmeyen İnanç ve Âdetler
  Yaşadığınız Sorunlar Tanrı’dan Bir Ceza mı?
  Yaşamınızı kader mi yönlendiriyor?
  Yehova—Kimdir?
  Yehova’nın Şahitleri Kimlerdir?
  Yeryüzü Bir Cennet Olacak mı?
  Uyanis!
  Kategoriler

Kürtaj Kolay Bir Çözüm Değil


Kürtaj
Kolay Bir Çözüm Değil
BILL, küçüklüğünden itibaren kürtajın cinayete eşdeğer, ciddi bir günah olduğuna inanmıştı. Fakat bu konudaki kesin görüşü, 1975’te başına gelen olay yüzünden değişti. O yıl kız arkadaşı Victoria hamile kaldı, fakat Bill evliliğin ve çocuk sahibi olmanın getireceği sorumluluklarla yüzleşmeye hazır değildi. Şunu itiraf ediyor: “Hemen kolay yolu seçtim ve Victoria’ya kürtaj yaptırması gerektiğini söyledim.”
İstenmeyen ya da planlanmayan bir hamilelik olduğunda birçokları Bill’in “kolay yol” dediği yolu seçer. 2007’de yapılan bir araştırma, 2003 yılında dünya çapında tahminen 42 milyon çocuk aldırma olayının yaşandığını ortaya çıkardı. Kürtaj yaptıran kadınların her ırk ve milletten, çeşitli dinlerden, toplumdaki her gelir ve eğitim seviyesinden, ergenlikle menopoz arasındaki her yaş grubundan geldiği görülüyor. İstemediğiniz halde hamile kalsaydınız siz ne yapardınız? Neden bu kadar çok kişi kürtaj yaptırmayı seçiyor?
 
‘Başka Bir Seçenek Göremiyordum’
Otuz beş yaşındaki bir kadın şöyle anlatıyor: “Zor bir hamilelik geçirmiş, ardından da zor bir doğum yapmıştım. Üstüne üstlük parasal ve ailevi yönden bir yığın sorunumuz vardı. Ve doğumdan altı hafta sonra tekrar hamile kaldım. Kürtaj yaptırmaya karar verdik. Bunun yanlış olduğunu biliyordum fakat başka bir seçenek göremiyordum.”
Kadınların kürtaj yaptırmasının birçok nedeni var. Ekonomik sorunlar söz konusu olabilir ya da kadının çocuğun babasıyla ilişkisi bitmiş olabilir. Özellikle de adam kendisine kötü davrandıysa, kadın onunla arasında hiçbir bağın kalmamasını isteyebilir. Ya da bu hamilelik kadının veya çiftin planlarına uymuyor olabilir.
Kadın bazen de kendisinin ya da ailesinin ismini korumak için kürtaja başvurabilir. Dr. Susan Wicklund This Common Secret—My Journey as an Abortion Doctor adlı kitabında böyle bir durumu anlatıyor. Kürtaj yaptırmak isteyen bir hastası şunu itiraf etmiş: “Ailem çok dindar. . . . . Evlenmeden bir bebeğim olursa bu onların ismine leke getirir. Tüm arkadaşları kızlarının günah işlediğini öğrenir.”
Dr. Wicklund da şöyle sormuş: “Tamam, onlara göre günah işledin, peki kürtaj hakkında ne düşünüyorlar?” Kız şöyle cevap vermiş: “Kürtaj mı? Kesinlikle bağışlanamaz. Fakat kötünün iyisidir çünkü gizli kalır. Kürtaj yaptırırsam [annemle babamın] kilisedeki arkadaşlarının hiçbir şeyden haberi olmaz.”
Nedeni ne olursa olsun hamileliği sona erdirmeye karar vermek genellikle kolay değildir, hatta çok stresli bir süreçtir. Fakat kürtaj sanıldığı gibi soruna çözüm getirir mi?
 
Sonuçlarını Düşünün
2004 yılında, çocuk aldıran 331 Rus ve 217 Amerikalı kadını içeren bir araştırmada, iki grubun da yaklaşık yarısı işlemden sonra kendini kötü hissettiğini ifade etti. Rusların neredeyse yüzde 50’si ve Amerikalıların yaklaşık yüzde 80’i kendini “suçlu hissettiğini” söyledi. Amerikalı kadınların yüzde 60’ından fazlası da ‘kendini affedemediğini’ dile getirdi. Suçluluk duygusu dindar olmadığını söyleyen kadınlar arasında bile bu kadar yaygın olduğuna göre neden hâlâ bu kadar çok genç kadın kürtaj yaptırıyor?
Çoğu zaman onlar kürtaj yaptırmak için çevreden yoğun bir baskı görüyorlar. Ana baba, eş ya da iyi niyetli arkadaşlar kürtajın kötünün iyisi olduğunu söyleyerek baskı yaratabilir. Bu, kişinin aceleyle ve yeterince bilgi almadan karar vermesine yol açabilir. Çocuk aldırmanın akıl ve ruh sağlığı üzerindeki etkisini araştıran bir uzman olan Dr. Priscilla Coleman “Karar vermenin ve işlemi yaptırmanın stresi geçtikten sonra kadının düşünüş tarzı normale döner, ardından da genellikle ağır bir suçluluk, üzüntü ve pişmanlık duymaya başlar.”
Pişmanlık duygusuna yol açan şey çoğu zaman şu sorudur: Kürtaj gerçekten de bir hayatı mı sona erdirdi? Güney Dakota Kürtaj Araştırma Grubu’nun bir raporunda, kürtaj yaptıran birçok kadının “sadece bir ‘dokunun’ alınacağı söylenerek kandırıldığı” ortaya çıktı. “Kadınların dediğine göre gerçeği bilselerdi kürtaj yaptırmazlardı.”
Bu araştırma çocuk aldıran 1.940 kadının “yürek parçalayan, sarsıcı tanıklığından” bahsettikten sonra şu sonuca vardı: “Bu kadınların birçoğu hiç var olmadığı söylenen çocuğunu kaybettiği için kederli ve öfkeli.” Araştırma ayrıca şunu da belirtti: “Kendi çocuğunu öldürdüğünü bilmek kişiyi psikolojik açıdan mahvediyor.”
Peki hangisi doğru? Kürtajda hamile kadının vücudundan sadece bir doku mu alınıyor? Yoksa anne karnındaki bir çocuk aslında yaşayan bir insan mı?
 
 
 
ÇOCUĞUNU DOĞURANLAR VE ALDIRANLAR
 
 2006 yılında yapılan bir araştırmada genç yaşta hamile kalan çok sayıda kadının hayatı incelendi. Bu kadınların yarısı çocuğunu doğurmuş, yarısı da aldırmıştı. Araştırmanın sonucunda, “Çocuğu doğuranların çocuğu aldıranlara oranla psikolojik desteğe ihtiyaç duyma, uyku sorunu yaşama ve esrar kullanma olasılığının daha az olduğu” görüldü (Journal of Youth and Adolescence).
 
 Başka bir raporda “kayıtlar incelenerek yapılan, dünyadaki en kapsamlı dört araştırmanın sonuçları” yayımlandı. Bu araştırmalar neyi ortaya çıkardı? “Kürtaj yaptırdığı bilinen kadınlar, kürtaj yaptırmayan kadınlara oranla daha çok akıl ve ruh sağlığı sorunu yaşıyor” (Güney Dakota Kürtaj Araştırma Grubu’nun Raporu, 2005).
 
 
 
 


İnsan
Hayatı Ne Zaman Başlar?
“ÖZ ANNEM 17 yaşında 7 buçuk aylık hamileyken tuzla zehirleme yöntemiyle bebeğinden kurtulmaya karar vermiş. Zehirlediği o bebek benim. Ölmem gerekiyordu ama hayatta kaldım.”
On dokuz yaşındaki Gianna bu sözleri 1996 yılında ABD hükümetinin bir komitesinin kürtaj konusunu ele alan duruşmasında söyledi. O, annesinin karnında yedi buçuk aylıkken vücudunun kısımları belirgin şekilde oluşmuştu. Gianna’nın o sırada aslında yaşayan bir insan olduğunu herhalde kabul edersiniz, çünkü ana rahminin dışında da hayatını sürdürdü.
Peki Gianna sadece bir santimetre uzunluğunda, beş haftalık bir embriyo iken de bir insan mıydı? Vücudunun kısımları henüz tam olarak oluşmamışsa da, beyni de dahil tüm sinir sisteminin temeli atılmıştı. Dakikada 80 kez atarak damarlara kan pompalayan bir kalbi vardı. Eğer Gianna anne karnında yedi buçuk aylıkken bir insansa, henüz tam olarak gelişmemiş olmasına rağmen beş haftalıkken de bir insan olduğunu düşünmek mantıklı olmaz mı?
 
Döllenmeyle Başlayan Mucize
Bir embriyonun tüm kısımlarının gelişimi döllenme anında, yani kadının yumurtasının erkeğin sperm hücresiyle birleştiği anda başlar. Bilim insanları teknolojideki yeni gelişmeler sayesinde, bu tek hücreli döllenmiş yumurtanın çekirdeğinde gerçekleşen şaşırtıcı değişiklikleri gözlemleyebildiler. Anne ve babanın DNA (dezoksiribonükleik asit) molekülleri bir araya gelerek daha önce hiç var olmayan yeni bir insan hayatı yaratır.
Bu tek hücre mucizevi bir süreç başlatarak sonunda her şeyiyle tam bir insanın oluşmasını sağlar. Bu “yapı projesinin” nasıl ilerleyeceğini belirleyen, DNA’nın parçaları olan genlerimizdir. Bizimle ilgili hemen her şey bunlara bağlıdır. Boyumuzu, yüz hatlarımızı, göz ve saç rengimizi ve başka binlerce özelliğimizi genler belirler.
Bu ilk hücre bölündükçe genetik talimatların tümü her bir yeni hücreye kopyalanır. İlginç olarak bu hücrelerin her biri, ne tip hücre gerekiyorsa ona dönüşecek şekilde programlanmıştır. Bunların arasında kalp dokusu, beyin hücreleri, kemik, deri ve hatta gözlerimizdeki saydam doku bulunur. İlk hücrenin, eşsiz yeni bir insan oluşturacak şekilde programlanmış olması yerinde olarak “bir mucize” olarak adlandırılıyor.
Ünlü moleküler biyolog Dr. David Fu-Chi Mark şöyle diyor: “Bir insanın hayatı boyunca nasıl büyüyüp gelişeceği henüz tek bir hücreyken tamamen programlanmıştır.” O şu sonuca vardı: “Her bir insanın, döllenme anından itibaren tamamen eşsiz olduğuna artık kuşku yok.”
 
Anne Karnındayken de Bir İnsan mı?
Çocuk, ana rahmine düştüğü andan itibaren annenin dokusunun bir kısmı değil, ayrı bir insandır. Annenin vücudu onu yabancı bir madde olarak algılar. Annenin karnında oluşan “korunaklı dünya” olmasaydı, vücut çocuğu hemen reddederdi. Koruyucu bir zarla çevrelenen çocuk annesinden ayrı, eşsiz bir DNA’ya sahip yeni bir insandır.
Bazıları kürtajı haklı çıkarmak için şöyle mantık yürütebilir: ‘Kadının vücudu çeşitli sorunlar yüzünden birçok döllenmiş yumurtayı kendiliğinden düşürebildiğine göre neden bir doktor da aynısını yapamasın?’ Ancak birinin kendiliğinden ölmesiyle kasten öldürülmesi arasında büyük bir fark vardır. Güney Amerika’daki bir ülkede her 1.000 çocuktan 71’i doğduğu yıl ölüyor. Bu kadar çok çocuk vakitsiz ölüyor diye bir yaşından küçük bir çocuğu öldürmek mazur görülebilir mi? Elbette hayır!
Kutsal Kitabın bir insandan henüz rahimdeyken bile bir hayat olarak söz etmesi dikkate değer. Mezmur yazarı Davut Tanrı hakkında şöyle yazmıştı: “Gözlerin beni ceninken gördü, bedenimin bütün kısımları . . . . Senin kitabında yazılıydı” (Mezmur 139:16). Davut “gözlerin bir cenin gördü” demedi, “beni ceninken gördü” dedi. Böylece bilimin doğruladığı gibi hayatının doğmadan çok önce, ana rahmine düştüğü anda başladığını göstermiş oldu. Davut Tanrı ilhamıyla ayrıca, döllendiği andan itibaren vücudunun kısımlarının kendine özgü bir plana, yani ayrıntılı şekilde ‘yazılmış’ talimatlara göre geliştiğini de ortaya koydu.
Kutsal Kitabın ana rahminde sadece bir dokunun oluştuğunu söylemediğine dikkat edin. Bunun yerine şöyle der: “Bir yiğit düştü ana rahmine” (Eyüp 3:3). Bu ayetin de gösterdiği gibi, Kutsal Kitaba göre bir çocuk döllenme anından itibaren bir insandır. Evet, insan hayatı o an başlar.
 


Neden
Kürtaj Yaptırmadılar?
İLK makalede sözü edilen Victoria, erkek arkadaşı Bill’e kürtaj yaptırmayacağını söyledi. O şöyle diyor: “İçimde yaşayan bir şey olduğunu hissettim. Eğer Bill’le kalırsam hamileliğim süresince beni desteklemeyeceğini anladım ve ondan ayrıldım.”
Ancak sonra Bill’in görüşü değişti ve Victoria’ya evlenme teklif etti. Fakat yeni doğan oğullarına bakmak hiç de kolay görünmüyordu. Victoria şöyle anlatıyor: “Neredeyse hiçbir şeyimiz yoktu, çok az giysimiz ve çok az paramız vardı. Bill çok düşük bir maaş alıyordu ve paramız ancak devletin yoksullar için sağladığı bir evi kiralamaya yetiyordu. Yine de dayandık.”
İstenmeyen hamilelikler başkalarını da zor durumda bıraktı. Fakat onlar da kürtaj yaptırmamaya karar verdi. Peki kararlılıklarını nasıl korudular? Planlanmayan, hatta istenmeyen bir çocuk yetiştirmenin yol açtığı strese rağmen nasıl başarılı oldular? Başarılarının sırrı Kutsal Kitabın sağlam rehberliğine başvurmalarıydı.
 
Aceleyle Davranmayın, Plan Yapın
Kutsal Kitapta şu hikmetli sözler bulunur: “Çalışkanların tasarıları her zaman yarar sağlar; aceleciler ise er geç yoksulluğa düşer” (Özdeyişler 21:5).
Biri engelli üç çocuk annesi olan Connie’ye yeni bir çocuk doğurma düşüncesi bile korkunç geliyordu. Şöyle diyor: “Yeni bir boğazla başa çıkamazdık. Bu yüzden onu aldırmayı düşündük.” Fakat Connie aceleyle karar vermeden önce iş arkadaşı Kay’e içini döktü. Kay, içinde bir hayat taşıdığını fark etmesine yardımcı olarak onun düşünüşünü değiştirmesini sağladı.
Ancak Connie’nin bir plan yapmak için yardıma ihtiyacı vardı. Onun yakınlarda yaşayan bir teyzesi vardı, Kay onunla görüşmesini önerdi. Teyzesi durumu öğrenince yardımcı olmayı seve seve kabul etti. Ayrıca Connie’nin kocası ek işler yapmaya başladı ve daha ucuz bir daireye taşındılar. Böylece ailenin bu yeni bireyine bakabildiler.
Kay Connie’nin planlanmayan bir hamilelik yaşayan kadınlara yardım sağlayan bazı kurumları bulmasına da yardımcı oldu. Birçok ülkede, yeni doğum yapmış muhtaç durumdaki annelere yardım sağlayan kurumlar vardır. İnternet ya da birçok halk kütüphanesinde bulunabilen yerel telefon rehberleri kullanılarak bu kurumlara ulaşılabilir. Yardım edecek birilerini bulmak gerçekten çaba ister, fakat unutulmamalıdır ki “çalışkanların tasarıları” başarıya götürür.
 
Bir Hayatın Söz Konusu Olduğunu Kabul Edin
Kutsal Kitap şöyle der: “Hikmetli kişi nereye gittiğini görür; akılsız ise kör karanlıkta yürür” (Vaiz 2:14).
Gerçekten hikmetli olan bir kadın gözlerini gerçeklere kapayarak ‘karanlıkta yürümez.’ Akıl gücünü kullanarak “nereye gittiğini görür.” Bu, davranışlarını doğru şekilde tartıp, sonuçlarını önceden düşünmesini sağlar. Rahminde bir hayat olduğu gerçeğine gözünü kapayan bir kadının tersine, çocuğunun hayatını şefkatle korur.
Kürtaj yaptırmayı düşünen Stephanie karnındaki iki aylık bebeğin ultrason görüntüsünü ilk gördüğünde neler hissettiğini şöyle anlatıyor: “Gözyaşlarına boğuldum. ‘Neden yaşayan bir canı öldürmek isteyeyim ki?’ diye düşündüm.”
Evlenmeden genç yaşta hamile kalan Denise de içinde bir can taşıdığı gerçeğini kabul etti. Erkek arkadaşı ona para verip ‘bu işi halletmesini’ söylediğinde Denise şöyle cevap verdi: “Kürtaj mı? Bunu asla yapmam!” O, bebeğini öldürmeyi reddetti.
 
İnsan Korkusunun Etkisi
Çevreden baskı gören ve hamileliğine son vermeyi düşünen kadınların Kutsal Kitaptaki şu özdeyişi düşünmeleri iyi olur: “İnsan korkusu kişiye tuzak olur; fakat Yehova’ya güvenen korunur” (Özdeyişler 29:25).
On yedi yaşındaki Monica tam işletme okumak için üniversiteye başlamak üzereyken erkek arkadaşından hamile kaldı. Beş çocuklu bir dul olan annesi bunu öğrendiğinde yıkıldı. Kızının bir meslek öğrenip kendini yoksulluktan kurtarmasını istiyordu. O çaresizce Monica’yı kürtaj yaptırmaya zorladı. Monica şöyle diyor: “Doktor ‘Kürtaj yaptırmak istediğinden emin misin?’ diye sorunca ona ‘Hayır!’ dedim.”
Annesi, Monica’nın umut vaat eden geleceğinin yok olacağını ve bir çocuğa daha bakması gerekeceğini fark edince ne yapacağını şaşırdı ve onu evden kovdu. Monica teyzesinde kalmaya başladı. Birkaç hafta sonra annesi yumuşadı ve onun eve dönmesine izin verdi. Oğlu Leon dünyaya geldiğinde Monica’nın annesi ona bakmasına yardım etti ve bu minik bebeği çok sevdi.
Evli bir kadın olan Robin başka bir şekilde baskı gördü. Robin şöyle anlatıyor: “Doktorum hamile olup olmadığımı kontrol etmeden böbrek enfeksiyonumu tedavi etti, fakat sonradan hamile olduğum anlaşıldı. Bebeğin ciddi zarar görmüş olabileceği ve büyük ihtimalle zihinsel özürlü olacağı söylendi.” Bunun üzerine doktor ona mutlaka kürtaj yaptırması gerektiğini söyledi. Robin şöyle diyor: “Ona Kutsal Kitabın yaşamla ilgili görüşünü açıkladım. Kesinlikle kürtaj yaptıramayacağımı söyledim.”
Doktorun kaygısı yerindeydi, fakat Robin’in hayatını tehlikeye sokan bir şey yoktu. Robin şöyle diyor: “Kızım doğduğunda ve testler yapıldığında onda sadece hafif bir beyin felci olduğu anlaşıldı. Şimdi kendini iyi idare ediyor. 15 yaşına geldi ve okuması giderek gelişiyor. O benim için çok değerli, onu bana verdiği için Yehova’ya her gün defalarca şükrediyorum.”
 
Tanrı’yla Dostluk Güç Verir
Kutsal Kitap şöyle der: “Yehova Kendisinden korkanların yakınıdır” (Mezmur 25:14).
Kürtaj yaptırmayı reddeden birçok kişinin kararını etkileyen şey, Yaratıcının bu konudaki görüşünü dikkate almalarıdır. Tanrı’yla dost olmak ve O’nu hoşnut eden şeyleri yapmak onların en büyük arzusudur. Daha önce sözü edilen Victoria’nın kararında da bu arzu büyük rol oynadı. O şöyle diyor: “Bu hayatı Tanrı’nın verdiğine kesinlikle inanıyordum ve O’nun verdiği hayatı almaya hakkım yoktu.”
Victoria Kutsal Kitabı ciddi şekilde incelemeye başlayınca Tanrı’yla yakınlaştı. Şöyle anlatıyor: “Çocuğumu doğurmaya karar verdiğimde kendimi Tanrı’ya daha yakın hissettim ve bu bende Tanrı’yı hayatımın her alanında hoşnut etme isteği uyandırdı. Bana rehberlik etmesi için dua ettim ve her şey yavaş yavaş yoluna girdi.”
Hayatın kaynağı olan Tanrı’yla dost olmak anne karnındaki hayata daha fazla saygı duymamızı sağlar (Mezmur 36:9). Ayrıca Tanrı, planlanmayan bir hamilelik yaşayan kadına ve ailesine bu durumla başa çıkması için ‘normalin ötesinde güç’ verebilir (2. Korintoslular 4:7). Tanrı’nın hayatla ilgili görüşüne saygı gösteren kişiler geçmişe baktıklarında verdikleri bu karar hakkında ne düşünüyorlar?
 
Pişman Değiller
Bu ana babalar sürekli suçluluk duygusuyla veya çocuğunu kaybetmenin yol açtığı boşluk ve kederle boğuşmak zorunda kalmadılar. Zamanla “rahmin ürünü”nü bir dert değil, ödül olarak görmeye başladılar (Mezmur 127:3). Daha önce değindiğimiz Connie doğum yaptıktan sadece iki saat sonra bunu fark etti. Sevinçle arkadaşı Kay’i aradı ve minik kızını büyütecek olmanın onu ne kadar heyecanlandırdığını anlattı. Connie ona sevinç içinde şöyle dedi: “Tanrı’nın, O’nu memnun eden şeyleri yapanları ödüllendirdiği gerçekten çok doğru!”
Tanrı’nın yaşamla ilgili görüşüne uygun davranmak neden yararımızadır? Çünkü O, hayatın kaynağıdır ve Kutsal Kitaptaki emir ve ilkeleri ‘bizim iyiliğimiz için’ vermiştir (Tekrar 10:13).
Yaşadıklarını ilk makalede ve bu makalenin başında anlattığımız Victoria ve Bill, kürtaj yaptırmama kararının hayatlarının dönüm noktası olduğunu söylüyor. Şöyle açıklıyorlar: “Aşırı ölçüde uyuşturucu kullanıyorduk ve öyle devam etseydik büyük ihtimalle ölecektik. Fakat doğmamış çocuğumuzun hayatına saygı duymamız, durup kendi hayatımız üzerinde düşünmemizi sağladı. Yehova’nın Şahitlerinin yardımıyla değiştik.”
Oğulları Lance şimdi neredeyse 34 yaşında ve 12 yıldan fazla süredir evli. Lance şöyle diyor: “Annemle babam çocukluğumdan beri bana kararlarımı Kutsal Kitaba uygun şekilde vermeyi öğrettiler. Bu hem bana hem de eşim ve çocuğuma sonsuz yararlar sağladı. Bundan daha mutlu olamazdık!” Başta Victoria’nın kürtaj yaptırmasını isteyen Bill “Sevgili oğlumuzu kaybetme noktasına ne kadar yaklaştığımızı düşündükçe ürperiyoruz” diyor.
Annesinin baskısına rağmen kürtaj yaptırmayan Monica’yı hatırlayalım. O şöyle diyor: “Oğlum doğduktan iki hafta sonra Yehova’nın Şahitleriyle tanıştım ve hayatımı nasıl Tanrı’nın kanunlarıyla tamamen uyumlu hale getirebileceğimi öğrendim. Çok geçmeden oğlum Leon’a Tanrı’ya itaat etmenin yararlarını anlatmaya başladım ve zamanla Tanrı’ya karşı derin bir sevgi geliştirdi. O şimdi Yehova’nın Şahitlerinin gezici vaizlerinden biri.”
Leon annesinin verdiği kararı düşünerek şöyle diyor: “Annemin beni bu kadar sevdiğini, tüm baskıya rağmen beni doğurmaya karar verdiğini düşününce, yaşamımı mümkün olan en iyi şekilde değerlendirmek, böylece Tanrı’ya bu harika hediyesi için ne kadar minnettar olduğumu göstermek istedim.”
Tanrı’nın yaşama ne gözle baktığını öğrenen birçok kişi, şimdi çok değer verdiği çocuğunu yaşatmayı seçtiği için hiç pişman değil. Onlar takdir dolu bir yürekle “İyi ki kürtaj yaptırmadık!” diyorlar.
 

Victoria Lance’le birlikte     Monica 36 yıl önce kürtaj yaptırma baskısına yenilmediği 
                                                                      için şimdi o ve oğlu Leon şükrediyor



DOĞMAMIŞ BİR ÇOCUĞUN GÜNLÜĞÜ -VIDEO





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
          
        TR           RO          EN       
 
Reklam  
   
Kategoriler...  
 














































 
 
   
  Contact us...  
 

Bize yazabilirsiniz!

umutluhaber@mail.md

viatavesnica@hotmail.com


 
 
En çok okunan konular...  
 

 
Şimdiye kadar 33500 ziyaretçi (56153 klik) bu siteye bakti...
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=