Ana Sayfa
  Sorularınızı buraya yazabilirsiniz...
  Sorularınızın cevaplarını buradan görebilirsiniz...
  Anketler
  Information
  FORUM
  Armagedon Nedir?
  Cehennemden Korkmalımısınız?
  “Çocuğuma Ne Oldu Böyle?”
  Çocuklara İhtiyaç Duydukları İlgiyi Göstermek
  Depresyon Kişiyi Nasıl Etkiler?
  En Büyük İsim
  Eski Âdetler Günümüz Meksikasında Hâlâ Sürüyor
  Eski Elyazmaları Nasıl Tarihlendiriliyor?
  Evkaristiya Ayinin Ardındaki Gerçekler
  Gençler Tehlikede
  Hakiki Dini Nasıl Bulabilirsiniz?
  Hayata Saygı
  Hayırseverlik Bir Çözüm mü?
  Hıv Açısından Taranmış Kan Güvenli Midir?
  İblis Kimdir?
  İnsanın Kendi Dinini Seçmesi Yanlış mı?
  İnsanlar Mutlu Bir Gelecek Sağlayabilir Mi?
  İsa Aralık Ayında mı doğdu?
  İsa Mesih Kimdir?
  İsa’nın Mucizeleri - Yaşanmış Olaylar mı Yoksa Mit mi?
  İsa’nın Yeryüzündeki Son Günlerini Yeniden Yaşamak
  Kadına Yönelik Şiddet Küresel Bir Sorun
  Kana saygı
  Karşılaştığımız Haksızlıklar Hakkında Tanrı Ne Hissediyor?
  Kocanın Reis Olması Aslında Ne Anlama Gelir?
  Kur'an da başörtüsü kelimesi geçmiyor !
  Kürtaj Kolay Bir Çözüm Değil
  Mukaddes Kitap: Tanrı'dan Bir Hediye
  Mukaddes Kitap Geleceği Bildiriyor mu?
  Müzik Tanrı’dan Bir Armağan
  Neden Birçok İnsan Karamsar?
  Neden İsa Mesih’e İnanalım?
  Neden Varız?
  Ölünce Bize Ne Oluyor?
  Ölümden Sonra Yaşam Var Mı?
  Ruhçuluktan Neden Sakınmalısınız?
  Sahte Dinin Sonu Yakın!
  Saul Isa’nin Takipcilerine Neden Zulmetti?
  Savaş ve Acılar Bir Gün Sona Erecek mi?
  Son Günler Neyin Son Günleri?
  Suçlar Kontrolden Çıktı Mı?
  Şiddete Başvurmak Her Zaman Yanlış mı?
  Tanrı Hakkındaki Hakikat Nedir?
  Tanrı Bizimle Gerçekten İlgileniyor mu?
  Tanrı Ciddi Günahları Bağışlar mı?
  Tanrı İlgisiz ve Duyarsız Biri mi?
  Tanrı Kimdir?
  Tanrı Kendisini Tanımamızı İstiyor
  Tanrı sevgiyse, kötülüğe neden izin veriyor?
  Tanrı Sizden Ne Bekliyor?
  Tanrı’nın İsteklerini Nasıl Öğrenebilirsiniz?
  Tanrı’nın Krallığı Nedir?
  Tanrı'nın Yeryüzüyle İlgili Amacı Nedir?
  Tanrı’nın Nefret Ettiği Davranışlar
  Tanrı’ya Dua ile Yaklaşmak
  Tanrı'ya Yaklaşabilir misiniz?
  Tanrı’yı Memnun Eden Aile Hayatı
  Tanrı’yı Memnun Etmeyen İnanç ve Âdetler
  Yaşadığınız Sorunlar Tanrı’dan Bir Ceza mı?
  Yaşamınızı kader mi yönlendiriyor?
  Yehova—Kimdir?
  Yehova’nın Şahitleri Kimlerdir?
  Yeryüzü Bir Cennet Olacak mı?
  Uyanis!
  Kategoriler

Gençler Tehlikede

Gençler Tehlikede

▪ Amerika Birleşik Devletleri’nde 15 yaşında bir öğrenci, sınıf arkadaşlarına ateş açıp 2 kişinin ölümüne, 13 kişinin de yaralanmasına yol açtı.
▪ Rusya’da bir grup sarhoş genç, dokuz yaşındaki bir kızı vahşice öldürüp kuzenini ve babasını da dövdü.
▪ Britanya’da 17 yaşındaki bir genç kendinden birkaç yaş küçük bir çocuğu dövüp bıçakladı. Polise yaptığı açıklamada “Amacım onu öldürmek değildi, ama kan görünce kendimi tutamadım” dedi.
 

 
BU GİBİ şoke edici olaylara nadiren rastlanmıyor. Böyle olaylar sadece ender vakalar olarak görülüp göz ardı edilemez. Bir dergide “gençlerin karıştığı şiddet olayları toplumumuzdaki başlıca sorunlardan biridir” diye yazıyor (Professional School Counseling). İstatistikler de bu iddiayı destekliyor.
ABD Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi’ne göre, okullardaki şiddet olaylarında ülke çapında biraz düşüş olsa da “2001 yılında 12-18 yaş arasındaki öğrenciler okulda ölümle sonuçlanmayan yaklaşık 2 milyon şiddet ya da hırsızlık olayının mağduru oldu.” Okullardaki zorbaca davranışlarla ilgili kayıtlarda da artış oldu.
Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde şiddet eyleminde bulunan gençlerin tek hedefi öğrenciler değil. Aynı haberde şöyle yazıyor: “1997-2001 arası beş yıllık dönemde öğretmenler okulda, ölümle sonuçlanmayan ortalama 1,3 milyon suç eyleminin hedefi oldu; bunlardan 817.000’i hırsızlık, 473.000’i ise şiddet suçu.” Ayrıca “tüm ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin yüzde 9’u bir öğrenciden yaralanma tehdidi aldı, yüzde 4’ü ise bir öğrencinin fiziksel saldırısına uğradı.”
Peki ya diğer ülkeler için ne denebilir? Bir haber ajansı “Çin’de 2003 yılında 2002’ye göre yüzde 12,7’lik bir artışla 69.780 çocuk suçlu tutuklandı” diyor. “Çocuk suçlarının yüzde 70’ini çete suçları oluşturuyor.” Benzer şekilde, 2003’te Japonya’dan gelen bir raporda son on yılda işlenmiş suçların yarısından gençlerin sorumlu olduğu söyleniyor.
 
Uyuşturucu: Genç Bedenlere Yönelik Saldırı
Birçok gencin zor durumda olduğunu gösteren başka bir kanıt da uyuşturucu kullanımıdır. ABD Ulusal Uyuşturucu Bağımlılığı Enstitüsü’nün yayımladığı bir rapora göre ülkedeki gençlerin yaklaşık yarısı liseyi bitirmeden bir uyuşturucu türünü denemiş oluyor. Raporda ayrıca şöyle yazıyor: “Alkol kullanımı günümüz gençleri arasında hâlâ aşırı derecede yaygın. Hemen hemen her beş öğrenciden dördü (%77) liseyi bitirmeden, yaklaşık yarısı da (%46) sekizinci sınıftan önce alkol (birkaç yudumdan fazla) kullanmış.”
 
Rasgele Cinsel İlişki
Rasgele cinsel ilişki, içinde bulunduğumuz AIDS çağında şüphesiz tehlikelidir. Ancak birçok genç cinsel ilişkiyi sadece zararsız bir oyun olarak görüyor. Örneğin bazı Amerikalı gençler rasgele cinsel ilişki için kayıtsızca “günü birlik ilişki” ifadesini kullanarak ona zararsızmış süsü veriyorlar. “Avantajlı bir arkadaştan”, yani cinsel ilişki için, duygusal taleplerde bulunmayan bir partnerden bahsediyorlar.
Yazar Scott Walter şehir dışındaki bölgelerde yaşayan bazı gençlerin, ana babaları işteyken düzenlediği çılgın partileri anlatıyor. Bir genç kız böyle partilerden birinde “partideki tüm çocuklarla yatacağını” söyledi. “Böyle partilere katılanların arasında henüz 12 yaşındaki çocuklar da var.”
Korkunç mu buldunuz? Gençlerin cinsel davranışlarını inceleyen uzmanlar için bu durum hiç şaşırtıcı değil. Dr. Andrea Pennington “Son 20 yıldır cinsel etkinliklerde bulunmaya başlayan gençlerin yaş ortalamasının giderek düştüğünü görüyoruz” diyor. “Erkek ve kızların buna henüz 12 yaşında başladıklarını görmek artık olağandışı bir durum değil.”
Amerika’da yayımlanan bir gazete haberindeki şu sözler oldukça üzücüdür: “Ülkede oral seks yapan çocukların sayısı . . . . giderek artıyor. . . . . Çocuklar kendilerini bunun ‘gerçek seks olmadığına’ inandırmışlar” (USA Today). 10.000 genç kızın katıldığı bir araştırmaya göre “yüzde 80’i bakire olduğunu söyledi, ancak %25’i oral seks yapmıştı. % 27’si de bu faaliyeti ‘bir erkekle zevkine yapılan bir şey’ olarak tanımladı.”
Cinsel ilişkiyle ilgili buna benzer görüşler başka ülkelerde de kök salıyor. UNESCO “Asya’da birçok genç erkenden cinsel yönden aktif hale geldiğinden heteroseksüel ilişkiler yoluyla HIV kapma olasılıkları giderek artıyor” diyor ve ekliyor: “Evlenmeden, çoğu kez de birden fazla kişiyle cinsel ilişkiye girerek ana babalarının ‘Asya’ya özgü değerlerinden’ sapan gençler gün geçtikçe artmaktadır.”
Gençlerin zor durumda olduğunu gösteren başka bir kanıt daha var. Kanada’da yayımlanan bir sağlık dergisine göre “16-19 yaşlarındaki kadınların yüzde 25’i ağır depresyon nöbeti geçirecek” (Women’s Health Weekly). Ancak depresyon sadece kadınları etkilemiyor. Bir dergiye göre her yıl beş bin kadar genç intihar ediyor. Habere göre bazı nedenlerle “intihar eden erkeklerin sayısı kızlardan altı kat daha fazla” (U.S.News & World Report).
Günümüzdeki genç nesil şüphesiz çok zor bir durumda. Peki bu sorunun ardında neler yatıyor?
 
 
Günümüz Gençlerinin Karşılaştığı Baskılar
ERGENLİK en iyi koşullarda bile oldukça çalkantılı bir dönem olabilir. Gençler bu dönemde alışık olmadıkları duyguların bombardımanına uğrarlar. Her gün öğretmenlerinin ve yaşıtlarının baskılarıyla karşılaşırlar. Sürekli olarak televizyonun, filmlerin, müziğin ve internetin etkisine maruz kalırlar. Birleşmiş Milletler’in bir raporunda ergenlik “genellikle stres ve kaygının hâkim olduğu bir geçiş dönemi” olarak tanımlanır.
Ne yazık ki, çoğu genç stres ve kaygıyla etkili şekilde baş edemeyecek kadar “saf” ve tecrübesizdir (Süleyman’ın Meselleri 1:4, ). Uygun rehberlik sağlanmadığı takdirde kolayca zarar verici şekilde davranmaya başlayabiliyorlar. Örneğin bir BM raporuna göre “Araştırmalar uyuşturucu kullanımına çoğunlukla ergenlik döneminde ya da yetişkinliğe adım atılan yıllarda başlandığını gösteriyor.” Aynı şey şiddet ve rasgele cinsel ilişki gibi diğer kötü davranışlar için de söylenebilir.
Sadece “fakir” ya da belirli etnik gruplarda görülebileceğini düşünerek böyle davranışları önemsemeyen ana babalar ne yazık ki çoğu kez yanılırlar. Günümüzde gençlerin yaşadığı sorunlar ekonomik, sosyal ya da ırksal bakımdan fark tanımıyor. Yazar Scott Walter şöyle diyor: “Çocuk suçlular arasına sadece şehir merkezinde yaşayan, anneleri sosyal yardımla geçinen, fakir, 17 yaşlarındaki delikanlıların girdiğini düşünüyorsanız, son zamanlardaki gelişmeleri takip etmiyorsunuz demektir. . . . . Günümüzde sorun yaratan bir çocuk, beyaz, orta ya da üst sınıfa ait, 16 yaşından küçük (hatta çok küçük), kız ya da erkek olabilir.”
Peki neden bu kadar çok genç tehlikede? Geçmiş nesillerdeki gençler de zorluklarla ve ayartmalarla karşılaşmıyor muydu? Evet, ancak bizler Mukaddes Kitapta “çetin ve bunalımlı bir dönem” diye tanımlanan bir zamanda yaşıyoruz (2. Timoteos 3:1-5). Bugün gençleri, zamanımıza özgü koşullar ve baskılar etkilemektedir. Şimdi bunlardan bazılarını ele alalım.
 
Aile Yaşamındaki Değişiklikler
Örneğin değişen aile yapısını düşünün. Bir psikoloji dergisi “Amerika’daki çocukların üçte birinden fazlası 18 yaşına gelmeden ana babasının boşanmasına şahit oluyor” diyor (Journal of Instructional Psychology). Diğer Batı ülkeleri de benzer istatistiklere sahip. Gençler, ana babaları ayrılırken çoğu kez acı veren duygularla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Dergide şöyle yazıyor: “Ailesi yakın zamanda dağılmış çocuklar, dağılmamış ailelerdeki ya da belirli bir süredir anne ya da babadan birinin bulunduğu veya üvey anne ya da babanın bulunduğu ailelerdeki çocuklara nazaran genelde dersler ve sosyal ilişkilerle ilgili beklentileri karşılamakta daha çok zorluk çekiyorlar. . . . . Ana babanın boşanması ayrıca çocuğun duygusal dengesini ve özsaygısını da etkiliyor.”
Çalışan annelerin sayısının giderek artması da aile yaşamında değişikliklere yol açıyor. Japonya’da yapılan, çocuk suçlarıyla ilgili bir araştırma sonucunda, çift gelirli ailelerin çocuklarıyla ilgilenmesinin ana babadan birinin çalıştığı ailelere göre daha zor olduğu fark edildi.
Birçok ailenin, sadece günlük ihtiyaçlarını karşılamak için çift gelire ihtiyacı olduğu doğrudur. Çift gelir gençlerin daha rahat bir yaşam sürmesini de sağlayabilir. Ancak madalyonun bir de öbür yüzü var: Milyonlarca çocuk okuldan boş bir eve geliyor. Ana babalar da eve geldiklerinde genelde yorgun oluyorlar ve zihinleri işteki sorunlarla meşgul oluyor. Bunun sonucunda da bir sürü genç, ana babasından daha az ilgi ve eğitim görüyor. Bir genç “Ailece vakit geçirmiyoruz” diyerek yakındı.
Birçok gözlemci bu akımın gençler açısından iyiye işaret olmadığına inanıyor. Dr. Robert Shaw şöyle diyor: “Son otuz yıldır ana babalıkla ilgili yavaş yavaş değişime uğrayan akımların, aileden bağımsız, iletişim kuramayan, öğrenmekte zorluk çeken ve kontrol edilemeyen çocukların yetişmesini körüklediğine inanıyorum. . . . . Ana babalar kendilerini maddeci ve başarıya aşırı düşkün bir toplum tarafından kapana kısılmış halde buluyorlar. Onlar böyle bir toplumun etkisiyle işte o kadar çok vakit geçiriyorlar ve o kadar çok para harcıyorlar ki çocuklarıyla aile bağlarını güçlendirmek için gerekli olan faaliyetlere vakitleri kalmıyor.”
Gençlerin mutluluğunu tehdit eden bir diğer etken de, çalışan ana babaların çocuklarının çoğu kez, denetim altında olmadan bolca vakit geçirmeleridir. Ana babaların yetersiz denetimi belaya davetiye çıkarır.
 
Terbiye Konusundaki Görüşlerin Değişmesi
Ana babaların uygulaması gereken terbiyeyle ilgili değişen görüşler de günümüz gençlerini etkilemektedir. Dr. Ron Taffel açıkça birçok ana babanın, ‘otoritelerinden vazgeçtiğini’ söylüyor. Böyle olunca da gençler davranışlarını düzene sokacak çok az kural ya da talimatla büyüyorlar, hatta bazılarına böyle bir rehberlik hiç sağlanmıyor.
Bazı ailelerde ana babaların kendi çocukluklarında yaşadıkları olumsuz tecrübelerin etkisiyle hareket ettikleri görülüyor. Böyle kişiler disiplinli sert biri değil, çocuklarının arkadaşları olmak istiyorlar. Bir anne “fazla yumuşaktım” diyor. “Ana babam çok katıydı. Bense çocuğuma farklı davranmak istedim. Ancak yanılmışım.”
Bazı ana babalar bu konuda ne kadar ileri gidiyor? Bir gazetede şu sözler yer aldı: “New York, Texas, Florida ve California’da uyuşturucu tedavisi gören yaklaşık 600 gencin katıldığı yeni bir anket, bu gençlerin %20’sinin alkol hariç, uyuşturucuları ana babalarıyla birlikte kullandıklarını, yaklaşık %5’inin de uyuşturucuyla (çoğunlukla esrar) tanışmalarına aslında anne ya da babalarının aracı olduğunu ortaya çıkardı” (USA Today). Peki ana babalar neden böylesine sorumsuzca davranıyorlar? Bir anne itirafta bulunarak “Kızıma bu işi evde yapmasını tercih ettiğimi söyledim, böylece ona göz kulak olabilecektim” diyor. Öyle görülüyor ki diğer ana babalar da beraber uyuşturucu kullanmanın çocuklarıyla bağlarını güçlendirmenin (!) bir yolu olduğunu düşünüyorlar.
 
Medyanın Saldırısı
Bir de medyanın güçlü etkisi var. Araştırmacı Marita Moll’a göre bir araştırma Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gençlerin televizyon ya da bilgisayar ekranı karşısında günde ortalama 4 saat 48 dakika geçirdiğini ortaya çıkardı.
Televizyon ya da bilgisayar her durumda zararlı mıdır? Bilimsel bir dergide yayımlanan makaleye göre Amerikan Tıp Derneği de dahil “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki altı büyük uzman dernek” medyadaki şiddetin “bazı çocuklardaki saldırgan davranışlarla” bağlantılı olduğuna dair ortak bir sonuca vardı (Science). Dergide şöyle yazıyor: “Öyle görülüyor ki, uzmanlar fikir birliğinde olmasına rağmen halk, medyada gösterilen şiddetin daha zorba bir topluma yol açtığına dair basında yer alan mesajı anlamıyorlar.”
Örneğin video klipleri düşünün. Ana babalar çoğu kez bazı kliplerin ne kadar ayrıntılı ve açık saçık olduğunu görünce şaşırıyorlar. Bu klipler bazı gençlerin davranış tarzını gerçekten etkileyebilir mi? 500 üniversite öğrencisini içeren bir araştırmaya göre “şiddet içerikli şarkı sözleri saldırgan düşünce ve duyguları körüklüyor.” Geçenlerde yapılan başka bir araştırmaya göre de “‘gangsta’ rap şarkılarının seks ve şiddet içerikli kliplerini çok izleyen gençlerin bu davranışları gerçek yaşamda uygulamaları daha olası.” 500’ü aşkın kızı içeren bu araştırma, böyle kliplerin müptelası olmuş gençlerin öğretmenine vurma, tutuklanma ve birden fazla kişiyle cinsel ilişkiye girme olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.
 
Gençler ve Bilgisayar
Bilgisayar son yıllarda genç zihinleri şekillendiren başlıca etken haline geldi. Bir dergi “Evlerdeki kişisel bilgisayarların sayısı son yıllarda çarpıcı biçimde arttı” diyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde “ülke çapında, okul çağında (6-17 yaşlarında) çocuğu olan ailelerin üçte ikisinin evinde bilgisayar var. . . . . Amerika Birleşik Devletleri’nde, bilgisayar olan bir evde yaşayan 3 ila 17 yaşlarındaki çocukların yüzdesi 1998 yılında %55’ken 2000’de %65’e çıktı” (Pediatrics). Bilgisayar kullanımı başka birçok ülkede de arttı.
Ancak bir gencin bilgisayar kullanabilmesi için mutlaka kendine ait bir bilgisayarı olması gerekmez. Bir araştırmacının iddiasına göre “5 ila 17 yaşlarındaki kişilerin yaklaşık %90’ı bilgisayar kullanıyor, %59’u ise internete giriyor.” Böylece gençler daha önce hiç olmadığı kadar çok bilgiye ulaşabiliyor. Eğer bilgisayar makul ölçüde ve bir yetişkinin yeterli gözetimi altında kullanılıyorsa bu yararlı bir şeydir. Ancak ne yazık ki çocuklarının bilgisayarı başıboş kullanmasına izin veren ana babaların sayısı çok fazla.
Araştırmacı Moll’un bir dergideki sözleri bu durumu doğruluyor. O, 2001’de internet kullanımı hakkında yapılmış bir anketle ilgili şöyle yazıyor: “Ana babaların yüzde 71’i çocuklarının internet kullanımıyla ilgili ‘yeteri kadar ya da epeyi’ bilgi sahibi olduğunu düşünüyordu. Ancak aynı soru çocuklara sorulduğunda onların yüzde 70’i internetteki faaliyetleri hakkında ana babalarının çok az bilgileri olduğunu ya da hiçbir şey bilmediklerini söyledi” (Phi Delta Kappan). Bu ankete göre “9-10 yaşındaki çocukların %30’u özel ve sadece yetişkinlere yönelik olan sohbet odalarına girdiğini söyledi. Ancak durum çok daha kötüleşiyor, çünkü 11-12 yaşındakilerin %58’i, 13-14 yaşındakilerin %70’i, 15-17 yaşındakilerin ise %72’si de aynı şeyi yaptığını söyledi. . . . . İngiltere’de evde internet kullanımıyla ilgili yapılan bir ankette her yedi anne ya da babadan biri çocuklarının internette neler yaptığı hakkında hiçbir fikri olmadığını kabul etti.”
İnternetin denetimsiz şekilde kullanılması gençlerin pornografik görüntülere maruz kalmasına yol açabilir. Ancak riskler bununla bitmiyor. Daha önce sözleri alıntılanan Taffel şöyle diyor: “Çocuklarımız okulda ve siber alemde arkadaş ediniyorlar. Bunun sonucunda da çoğunlukla hiç tanımadığımız çocuklarla zaman geçiriyorlar.”
Günümüz gençlerinin önceki nesillerin hiç bilmediği baskılarla ve sorunlarla karşı karşıya olduğu açıktır. Bu durumda, birçok gencin rahatsız edici tarzda davranmasına şaşmamak gerek! Peki onlara yardımcı olmak için yapılabilecek şeyler var mı?
 
 
Günümüz Gençlerine Yardım
BUGÜN gençler zaman zaman korkutucu olabilen bir dünyada büyüyorlar. Bazıları ana babalarının ayrılmasına ya da boşanmasına çaresizce seyirci kalıyor. Diğerleri okul arkadaşlarının uyuşturucu ve suç batağına saplandığını görüyor. Birçokları her iki cinsiyetten yaşıtlarının cinsel ilişkiye girme baskısıyla karşılaşıyor. Ayrıca ergenlik dönemindeki neredeyse her genç zaman zaman, yanlış anlaşıldığını hissettiği, yalnızlık çektiği ve moralinin bozuk olduğu dönemler geçiriyor.
Gençlerin, karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmek için neye ihtiyaçları var? Dr. Robert Shaw “Çocukların, uygun arkadaşlar seçmelerine, doğru kararlar vermelerine ve başkalarına duygudaşlık göstermelerine yardımcı olan köklü, sağlam bir ahlak değeri sistemine ihtiyaçları var” diyor. Mukaddes Kitap, Yaratıcının düşüncelerini içerdiğinden, mümkün olan en iyi ahlak değerlerini sağlar. İçinde yaşadığımız zorluklarla dolu zamanla baş edebilmek için neye ihtiyacımız olduğunu Yaratıcımız Yehova Tanrı’dan daha iyi kim bilebilir?
 
Gerçekçi ve Pratik Bir Rehber
Mukaddes Kitaptaki ilkeler gerçekçi ve pratiktir. Bu ilkeler, gençlerin yetişkinliğe başarıyla adım atmasına yardım etmek isteyen ana babalar ve diğer yetişkinler için paha biçilmez değerdedir.
Örneğin Mukaddes Kitap gerçekçi bir şekilde, ‘akılsızlığın çocuğun yüreğinde bağlı olduğunu’ söyler. Ya da Yeni Çeviri’de dendiği gibi “akılsızlık çocuğun öz yapısındadır” (Süleyman’ın Meselleri 22:15). Ergenlik çağındaki bazı gençler yaşlarına göre olgun görünürler, ancak onlar yine de tecrübesizdirler. Bu yüzden de, büyüme çağında güvensizlik hissine, çeşitli arzulara ve sıkıntı veren duygulara kolayca kapılırlar (2. Timoteos 2:22). Bu gençlere nasıl yardım edilebilir?
Mukaddes Kitap ana babaları çocuklarla düzenli olarak iletişim kurmaya teşvik eder: “Evinde oturduğun, ve yolda yürüdüğün, ve yattığın, ve kalktığın zaman bunlar [Tanrı’nın standartları] hakkında konuş” (Tesniye 6:6, 7). Böyle bir sohbetin iki yararı vardır. Öncelikle çocuğu Tanrı’nın yolu hakkında bilgilendirir (İşaya 48:17, 18). İkinci olarak da ana babaların ve çocukların birbirleriyle sürekli iletişim kurmasına yardımcı olur. Bazı gençler ergenlik dönemindeyken içlerine kapanıp yalnızlık çektiklerinden bunu yapmak özellikle önemlidir.
Tabii ki ergenlik dönemindeki çoğu genç kendini yalnız hissettiği geçici dönemler geçirir. Ancak bazıları kronik yalnızlık çeker. Ergenlik dönemiyle ilgili bir ansiklopedide şöyle yazıyor: “Bu çocuklar, okulda arkadaş edinmenin zor olduğunu, konuşacak kimseleri olmadığını, yalnızlık çektiklerini, kendilerini diğer çocuklara sevdirmenin zor olduğunu ve yardıma ihtiyaç duyduklarında gidecek kimseleri olmadığını söylüyorlar.”
Ana babalar ve ilgili yetişkinler gençlerle ilgilenip onların sorunlarıyla mücadele etmelerine yardımcı olabilirler. Peki bunu nasıl yapabilirler? Gençlere yönelik bir derginin genel editörü “Gençlerin zihinlerinden neler geçtiğini öğrenmenin tek yolu onlara sormaktır” diyor. Gençlerin, yüreklerinin derinliklerindeki kaygıları anlatmalarına yardımcı olmanın zaman ve sabır gerektirdiği açıktır. Ancak bunun getireceği nimetler harcanan çabaya değer (Süleyman’ın Meselleri 20:5).
 
Makul Sınırlar Koymanın Gerekliliği
Gençler, iletişimin yanı sıra makul sınırlara da ihtiyaç duyarlar ve içten içe bunu isterler. Mukaddes Kitap “kendi haline bırakılan çocuk anasını utandırır” der (Süleyman’ın Meselleri 29:15). Uzmanlara göre net sınırlar belirleme konusundaki eksiklik çocuk suçlarının temel nedeni olabilir. Daha önce sözleri alıntılanan Dr. Shaw şöyle diyor: “Eğer hiçbir zaman çocuğun bir dediği iki edilmiyorsa, asla ‘hayır’ kelimesini duymuyorsa ya da önüne hiçbir sınır konulmuyorsa, çocuk, her insanın yaşamının, duygularının, ihtiyaçlarının ve isteklerinin aynı olmayabileceğini hiç öğrenemeyecek. Çocukta duygudaşlık niteliği iyi gelişmezse sevgi de gösteremeyecektir.”
Yıllardır, başı belaya giren gençlerle çalışan Dr. Stanton Samenow benzer şeyler söylüyor: “Bazı ana babalar çocukların özgür bırakılmaları gerektiğini düşünüyorlar. Yükümlülükler vermenin veya taleplerde bulunmanın çocukları üzerine haksız yükler yükleyeceğine ve çocukluklarını yaşayamamalarına yol açacağına safça inanıyorlar. Ancak sınırlamalar koymamaları feci sonuçlara yol açabilir. Bu ana babalar pek disiplin görmemiş bir çocuğun özdisiplin geliştirmekte zorlanabileceğinin farkında değiller.”
Bu, ana babaların katı olmaları gerektiği anlamına mı gelir? Asla! Sınırlamalar koymak etkili şekilde çocuk yetiştirmenin sadece bir yönüdür. Ana babalar aşırıya kaçarsa katı kurallar evde tatsız bir atmosfer oluşturabilir. Mukaddes Kitap “Siz babalar, cesaretleri kırılmasın diye çocuklarınızı usandırmayın” der (Koloseliler 3:21; Efesoslular 6:4).
Bu nedenle, ana babalar eğitme ve terbiye etme yöntemlerini zaman zaman gözden geçirmelidirler; bu, özellikle de çocuklar büyüdükçe ve olgunlaştıkları görüldükçe yapılmalıdır. Belki de bazı kurallarda ve kısıtlamalarda çocuğun sorumlu davranma yetisine bağlı olarak değişiklikler veya ayarlamalar yapılabilir (Filipililer 4:5).
 
İletişimsizliği Gidermek
Mukaddes Kitap, bir önceki makalede dikkat çekildiği gibi Tanrı kötülüğü ortadan kaldırmadan önce dünyanın “çetin ve bunalımlı bir dönem”e gireceğini bildirmiştir. Kanıtlar bu dönemde, bu Tanrı’dan korkmaz ortamın ‘son günlerinde’ yaşadığımızı gösterir. Yetişkinler gibi gençler de “kendini seven, . . . . insan sevgisinden . . . . [ve] özdenetimden yoksun” insanlarıyla tanınan bir dünyada yaşam mücadelesi vermek zorundalar (2. Timoteos 3:1-5).
Ergenlik dönemindeki oğulları veya kızlarıyla iletişiminin koptuğunu düşünen ana babalar, çocuklarıyla her seferinde bir konu hakkında sohbet ederek onlarla yeniden iletişim kurmak için adım atabilirler. Birçok ana babanın, çocuklarının yaşamında gerçekten var olmak ve olumlu bir etki yaratmak için büyük çaba harcamaları övgüye değer.
Mukaddes Kitap bu konuda çok değerli bir araçtır. Bu kitap, birçok ana babanın görevlerini yerine getirmesine, gençlerin de feci sonuçlara yol açabilecek tuzaklardan uzak durmalarına yardımcı oldu (Tesniye 6:6-9; Mezmur 119:9). Mukaddes Kitap Yaratıcı Yehova Tanrı’dan geldiğinden, günümüz gençleri için en iyi yardımı sağlayacağına emin olabiliriz.
 
 
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
          
        TR           RO          EN       
 
Reklam  
   
Kategoriler...  
 














































 
 
   
  Contact us...  
 

Bize yazabilirsiniz!

umutluhaber@mail.md

viatavesnica@hotmail.com


 
 
En çok okunan konular...  
 

 
Şimdiye kadar 33500 ziyaretçi (56176 klik) bu siteye bakti...
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=